Topuk Dikeni Tedavisinde Proloterapi Yöntemi

Ayak tabanında ağrı ve topallama sonucu, hayat kalitesini düşüren, duruş bozuklukları yaşatan, yürüme mesafesini kısaltan ‘topuk dikeni’ hastalığının kalıcı ve etkili tedavisi Proloterapi ile sağlanıyor.

Sabahları ayağında büyük ağrılarla uyanan hastalar, 3-4 seanslık proloterapi tedavisiyle hem ağrılardan hem de hastalık sonucu oluşan duruş bozukluklarından kurtuluyor.

Uzun süre bir yerde oturduktan ve uykudan uyandıktan sonra ayağın topuk bölgesinde ağrının toplanmasıyla belirtilerini gösteren ve çoğu kişinin yaşadığı topuk dikeni hastalığı, proloterapi tedavisiyle iyileştirilebiliyor. Hasarlı dokuya enjekte edilen ve özel bir içeriğe sahip olan proliferant solisyon, ağrının kaynağı olan hasarlı bölgede vücudun tamirci hücrelerini aktif hale getirerek topuk dikeninin oluştuğu bölgeyi onarıyor. Bu uygulamayla hastalar kolaylıkla kalıcı olarak tedavi edilebiliyor.

Yanlış Ayakkabı Kullanımı Topuk Dikeni Başlangıcı!

Hızlı kilo alımında ve yanlış ayakkabı kullanımında ve de yeni bir spora başladıktan sonra ayakta oluşan ağrı, çoğunlukla topuk dikeni rahatsızlığının belirtisi oluyor.Genellikle genç nüfusta, yaygın olarak görülen ayak tabanında ağrı şikayeti ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyleyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hasan Doğan, “Ayak alt yüzeyinde topuğun altında ve çevresinde ağrı ile kendini hissettirir. Sabah yataktan kalkınca ya da oturma pozisyonunda iken ayağa kalkınca atılan ilk birkaç adımda şiddetli ağrı oluşur. Hızlı kilo alanlarda, yeni bir spora başlayanlarda, yeni bir ayakkabı alanlarda ayak tabanında ağrı olursa topuk dikeni hastalığı akla gelmelidir.” dedi.

Topuk Dikeni Eklem Kireçlenmelerini Tetikliyor

Topuk dikeni hastası zamanında tedavi olmazsa yürüme aktivitesi kısıtlandığından bacak kaslarında zayıflama ve güçsüzlük gelişeceğini söyleyen Op. Dr. Hasan Doğan, “Topuk dikeni olan hastanın yürüyüş kalitesi bozulur. Ayakkabısı ters taraftan aşınır ve eskir. Bacak arkasındaki ve ayak tabanındaki kaslarda, aşırı gerginlik ve sertleşme olur. Zamanla diz ve kalça ekleminde ve hatta yaş ilerledikçe belde ağrı, erken aşınma ve yaşlanmalar ortaya çıkar. Hareketleri ve yaşam kalitesi bozulduğundan ekleme orantısız yüklenme olur ve eklem kireçlenmelerini tetikler” açıklamasında bulundu.

Zamanında uygulanan proloterapi tedavisiyle sorunun kaynağı olan yere uygulanan enjeksiyon uygulaması ile vücudun kendi kendini iyileştirme gücünün devreye gireceğini belirten Op. Dr. Hasan Doğan, “Sorunlu bölgeye hızla iyileştirici hücreler gelerek ayak kemiği tabanına yapışan kasların çekme gücü dengelenir. Bağ dokunun kemiğe yapışma yerinde güçlenme sağlanır. Kaslarda oluşan tetik noktalar tedavi edilir. Böylece 3-4 seansta hasta yıllarca sürecek olan bir rahatsızlıktan kurtarılır” şeklinde konuştu.

Topuk dikeni tedavisinde proloterapi uygulaması hakkında bilgi almak için lütfen iletişime geçiniz.

Kaynak : milliyet.com.tr

Yüksek Topuklulardan Vazgeçemeyenlere İpuçları!

Yüksek topuklu ayakkabılar hep çok moda. Bacaklarımızı güzel, boyumuzu uzun gösteriyorlar. Peki ya zararlarına ne demeli? Zahmetsiz rahmet olmaz diye bir atasözümüz var. Ama galiba ayaklarımızın dili olsa bu atasözüne karşı çıkarlar. Çünkü maalesef akılsız başın cezasını ayaklar çekiyor.

Gerek iş kıyafetlerimizi, gerekse baştan aşağı giyim tarzımızı tamamlayan yüksek topuklular; kadınların bacaklarını uzun ve yalın gösterir boylarını da uzatır. Bununla birlikte yüksek topuklu ayakkabılar sırt bölgesinde kamburu artırıp, pelvisi (alt karın bölgesi) ileri iterek ayakta duruş pozisyonunu bozar. Bu da baldır kaslarının sıkışmasına ve kısalmasına neden olur.

Amerikan Podiatric Tapipler Birliği’ne göre sürekli olarak 7.5 santimden uzun topuklu giyilmesi bacakların arkasındaki  aşil tendonun kısalmasına ve baldır kaslarının sertleşerek kronik ağrılara neden olmasına yol açar. Uzun süre yüksek topuk kullanımı nöroma, çekiç parmak ve bunyon gibi ayak problemlerinin oluşmasına neden olur. Yürüme doğasındaki değişiklikler diz, kalça ve sırt ağrısına neden olabilir, hatta bu eklemlerde artriti hızlandırabilir. Tüm bu bilgilerin ışığında hala yüksek topuklulardan vazgeçemeyenler ne yapmalı?

Neler yapabiliriz

  • Ayak numaranıza uygun ayakkabı seçin. Ayakkabı mutlaka ayağa oturmalıdır. En uzun parmakla ayakkabı arasında biraz boşluk kalmalıdır. Ayakkabı alırken alışverişinizi ayaklarınızı zaten şiştiği gün sonu saatlerine denk getirin. Lütfen ayaklarınızın enine de dikkat edin. Bir çok kadın ayaklarını daracık ayakkabılara sokmaya çalışıyor. Bu önlemler bünyonlara, nöromaya ve çekiç parmağa yol açacak kemik değişiklikleri ve hasarların önlenmesine yardımcı olacaktır.
  • Onları ezin. Ayakkabılarınızı kullanmaya başlamadan evvel bir kaç saat ayakkabı kalıbında bırakın ya da evde kalın çoraplarınızla giyip bir kaç saat gezin. Sentetik malzemeden ziyade deriden yapılmış ve esneyebilen ayakkabılar giyin.
  • Ayakkabının içine yastık koyun. Ayak tabanında parmak başlangıcının altına, metastarsal ped de denilen jel pedler yerleştirin. Sürtünme etkilerinden korunmak için özellikle kemikli bölgelerde pamuklu kadife (moleskin) kullanılabilir. Unutmayın bunlar yüksek topukların yarattığı duruş bozukluğundan kaynaklanan kalça, diz ya da sırt ağrısını hafifletmeyecektir.
  • Değiştirin. Ayakkabılarınızı gün içerisinde değiştirin. Topukluları günün sadece belirli periyotlarında giyinin ve ayaklarınıza teneffüs zamanları verin.
  • Platfom tabanlı ayakkabılar giyinin ve lastik tabanları tercih edin.  Takoz tabanlı modelleri stiletto modellere tercih edin. Kısa topukları yüksek topuklara tercih edin. Kadınlar için belki güzel bir haber ayakkabı endüstrisi yüksek topukluların fiziksel durumunu bilimsel olarak çalışıyor. Ayakkabı üretiminde yürüyüş biyomekaniği üzerinde çalışmalar yapılıyor. Umarız çok yakında podyumların tozunu attıracak ama ayaklarımızı öldürmeyecek modeller görürüz.